Yazıya geç
Melek Demircioğlu
Uygun saatleri gör
Evlilik & İlişkiler

Bir Hükümdar Eşini Karşılamak İçin Ayağa Kalkarsa…

Bir hükümdarın, eşini karşılamak için ayağa kalktığını düşünün. Üstelik herkesin önünde. Onu selamlıyor, elinden tutuyor ve yerine geçmesine yardımcı oluyor. İbn Battûta’nın seyahatnamesinde anlattığı bu sahne, bugün evlilikte saygıyı nasıl yaşadığımızı düşünmek için güzel bir başlangıç. Çünkü bazen geçmişten gelen küçük bir ayrıntı, kendi hayatımızda alışıp fark etmediğimiz davranışları yeniden görmemizi sağlıyor.

İbn Battûta’nın seyahatnamesinde bir emir, eşini karşılamak için ayağa kalkıyor.

14. yüzyıl. Kıpçak coğrafyası.

Eşi yanına geldiğinde onu selamlıyor, yanına oturtuyor. Kadın ona içecek sunuyor, ardından emir de eşine ikram ediyor. Birlikte yemek yiyorlar.

Bu sahneyi okurken aralarındaki karşılıklı özeni gözümde canlandırdım. Birbirlerini karşılayışlarını, aynı sofrada yan yana oturuşlarını…

Başka bir bölümde Altın Orda hükümdarı Özbek Han’ın kabul törenini anlatıyor. Hatunlar geldiğinde han ayağa kalkıyor, ellerinden tutup yerlerine geçmelerine yardımcı oluyor.

Bunlar halkın gözü önünde yaşanıyor.

Bir hükümdar, eşine saygısını herkesin önünde gösteriyor. Gücünden bir şey eksiltiyor mu? Sözü mü daha az dinleniyor?

Kadınlar da konuk ağırlıyor, sorumluluk alıyor. Kayseri’de cömertliği ve iyiliğiyle bilinen Toga Hatun, İbn Battûta’yı ayakta karşılıyor. Yemek hazırlatıyor. Ayrılırken at, giysi ve para gönderiyor.

Elbette bu örnekler, o dönemde bütün kadınların aynı hayatı yaşadığını göstermiyor. Ama tarihimizde kadınların gördüğü saygıya ve üstlendikleri sorumluluklara dair bir şeyler anlatıyor.

Peki, bugün biz eşimize duyduğumuz saygıyı nasıl gösteriyoruz?

Bir arkadaş sofrasında sözünü kesmeden dinleyebiliyor muyuz? Yoksa “Sen onu yanlış hatırlıyorsun” diye başlayıp anlatacağına engel mi olup onu mahçup mu ediyoruz?

Başkalarının yanında onunla gurur duyduğumuzu söylüyor muyuz? Yoksa eksiklerini şakaya vurup herkesle birlikte gülüyor muyuz?

Bazen dışarıdaki insanlara gösterdiğimiz kibarlığı evde unutuyoruz. Bir yabancıya teşekkür ediyor, eşimizin her gün verdiği emeği sıradan görüyoruz. Gün boyu başkalarını dikkatle dinliyor, eşimiz konuşurken telefondan başımızı kaldırmıyoruz.

Bakın burada özellikle "kadın veya erkek" demiyorum, kadın için de erkek için de geçerli.

Birbirimizi için yaptıklarımızı görmek, bir karar almadan önce fikrini sormak, kalabalıkta mahcup etmemek… Evlilikte saygı biraz da bunlarda belli oluyor.

Kadının sözünün dinlendiği, erkeğin emeğinin görüldüğü; ikisinin de birbirinin yükünü aldığı, ikisinin de sorumluluk aldığı bir ev düşünelim. Birinin yorulduğunda diğerinin omzuna yaslanabildiği, birinin başarısına diğerinin içtenlikle sevinebildiği bir ev…

Yüzyıllar önce bir hükümdar eşini ayağa kalkarak karşılıyor.

Belki bu yazıyı okuduktan sonra akşam eve döndüğümüzde birbirimizi nasıl karşıladığımıza dikkat ederiz. Bazen ilişkiye göstereceğimiz özen, tam da orada başlayabilir.

← Tüm yazılara dön